Unigo Comflor Fruit Farm (210cm x 140cm x 13mm)

0,00
Marka : Unigo
Fiyat : ₺849,00(KDV Dahil)

2 İş Gününde Kargo

Ebat
Unigo oyun matları, büyüklerin de çocukların oyunlarına katılımını sağlayacak şekilde özellikle büyük ebatlarda tasarlanmıştır.


Bebeğinizle oyun oynarken, Unigo oyun matının üzerine birlikte uzanabilir, bedensel gelişimini desteklemek için spor faaliyetleri yapabilir, hatta bebeğiniz ile birlikte emekleyebilirsiniz. Unigo oyun matları doğduğu günden itibaren çocukların ve ebeveynlerin en konforlu oyun alanıdır.
Kalınlık
Dolgu köpük hammaddeden, tek katman halinde üretilen Unigo oyun matları kalınlığı sayesinde darbe emici özelliğe sahiptir.. Yenidoğan evresinden itibaren güvenli bir oyun alanı sunan Unigo oyun matlarının 4 farklı kalınlık alternatifi bulunmaktadır.


Özel dokusu sayesinde esnek olup, çocukların dişleme ve tırnaklama hareketlerine karşı dayanıklıdır, yırtılmaz, kopmaz.
 
Ön Yüz(Hayal Dünyası Geliştirici)
Fruit Farm Oyun matının ön yüzeyi çocuğunuzun hayal gücünü geliştirecek nitelikte çiftlik konsepti olarak tasarlanmıştır. Çocukların çiftlik yaşantısı ile ilgili bir çok hikaye kurgulamalarına yardımcı olurken, meyveleri, sebzeleri, rakamları ve hepsinin İngilizce anlamlarını öğrenmelerini sağlayacaktır.
Arka Yüz(Eğitici)
Fruit Farm Oyun matının arka yüzeyinde yer alan şehir kurgusu ile ön yüzeydeki çiftlik kurgusu arasında bağlantı kurdurabilir, birlikte çok farklı oyunlar oynatabilirsiniz. Tüm bunların yanında, şehirde yer alan objelerin İngilizcelerini öğretebilirsiniz.
Bu Matın Hikayesi / Oyunu :
Bir zamanlar herkesin uyum içerisinde yaşadığı güzel mi güzel, neşeli mi neşeli bir kasaba varmış. Bu kasabada yaşayan Doli ve Tiki isimli iki kardeş, her sabah erkenden kalkar, herkesin evinin bahçesinde yetiştirdiği meyveleri, sebzeleri toplar şehir merkezine gidip satarlarmış. Şehir merkezinde ise, çok güzel dondurmalar yapan bir dondurmacı varmış. Dondurmacının en güzel yaptığı dondurma çeşitlerinden birisi de böğürtlenli dondurmaymış. Yaz ayları yaklaşınca şehir merkezinde yaşayan çocuklar "mor dondurma mor dondurma" diye dondurmacının kapısından ayrılmazlarmış. İki kardeş, topladıkları meyve ve sebzelerin yetiştiği bahçeleri unutmamak ve atlamamak için, her bahçeye bir numara vermişler. Böylelikle her sabah sırasıyla, düzenli olarak mamüllerini toplayıp şehir merkezine doğru yollarına devam ederlermiş. Bir sabah Doli ve Tiki kardeşler her sabah olduğu gibi erkenden kalkıp yola koyulmuşlar. Önce şehirde mükemmel domatesli çorbalar yapan restorana bırakmak için, 1-2-3 numaralarını verdikleri kendi bahçelerindeki domatesleri toplamışlar. Sonra 4 numaralı çiftliğe doğru yol alıp, et, yumurta ve sütleri almışlar. 5 numaralı bahçeden taze tutulmuş balıkları almak için nehrin karşı tarafına geçmişler. Taze balıkları buzluklarına koymuşlar. Sonra çilekleri toplamak için 6 numaralı bahçeyi ziyaret etmişler. Mis kokulu çilekleri de topladıktan sonra, böğürtlenleri almak üzere 7 numaralı tarlaya doğru gideceklerken, yolda o mükemmel böğürtlenler yetiştiren Tom Amcanın çok üzgün olduğunu görmüşler. Hemen ne olduğunu sormuşlar.Tom amca sabah uyandığında ağaçta neredeyse hiç böğürtlen kalmadığını söylemiş. Ama bir türlü böğürtlenlerin nereye kaybolduğunu bilemiyormuş. Kardeşlerden biri su kıyısında yaşayan sevimli rakunun acıkmış olabileceğini ve rakunların böğürtlen yemeye bayıldıklarını hatırlatınca her şey açıklığa kavuşmuş. Sıra bu sorunu nasıl çözeceklerine gelmiş. Şehirdeki dondurmacı dört gözle böğürtlenleri bekliyormuş. İki kardeş Tom amcanın durumuna çok üzülmüşler. Onun daha fazla üzülmemesi için bu duruma bir çare bulacaklarına, akşam eve dönerken dondurmacıya sattıklarını böğürtlenlerin parasını ona getireceklerine söz vermişler ve daha fazla vakit kaybetmemek için oradan ayrılmaları gerektiğini söylemişler.
Aslında söz verirken nasıl bir çözüm bulacaklarını bilmeseler de, umutlarını hiç kaybetmemişler ve 8 numaralı çiftliğe doğru hareket etmişler. Mis gibi inek sütlerini almışlar, sonra 9 numaralı çiftlikten Ananasları, son olarak da 10 numaralı çiftlikten Hindistan cevizlerini topladıktan sonra, şehre doğru yol almışlar. Bir yandan da nereden böğürtlen bulacaklarını düşünüyorlarmış ki arabalarının yavaşladığını ve bir sorun olduğunu fark etmişler. Hemen arabayı durdurup inmişler, birde ne görsünler lastiklerden biri inmiş. Lastik değiştirmeyi bilmedikleri için bu duruma gerçekten çok canları sıkılmış. Üstelik dondurmacıya götürmek için daha böğürtlen bulmaları gerekirken. Ne yapacaklar dersiniz ??? Tüm bunları kara kara düşünürken ilerdeki tren istasyonuna doğru giden bir yolcu önlerinde duruvermiş. Dertlerini anlatmışlar. Ayrıca kara kara düşünmekten her gün önünden geçtikleri ve tren istasyonunun yanı başında duran çiftliği bile gözleri görmüyormuş. Yolcu amca trene binmek için daha vakti olduğunu ve lastik değiştirmek için onlara yardım edebileceğini söylemiş. Ama böğürtlen konusunda yapabileceğim hiçbir şey yok demiş. İki kardeş en azından lastiklerinin tamir olacağına çok sevinmişler. Tam o sırada kardeşlerden biri birden çiftliği fark edince çığlıklar atmış. Gidip hemen çiftliğin sahibinden yardım istemeye karar vermişler. Kim bilir belki de çiftliğin sahibi de böğürtlen yetiştiriyordur.. Şansa bakın ki çiftliğin sahibi, bir gün önce iki kardeşin kasabalarındaki 7 numaralı bahçede o mükemmel böğürtlenler yetiştiren Tom Amcayı ziyaret etmiş ve bahçesindeki böğürtlenlere doyamamış. Tom Amca'da çiftliğin sahibine iki kilo böğürtlen hediye etmiş. Çiftliğin sahibi de, iki kardeşin ve Tom amcanın bu zor durumuna seve seve yardım edeceğini söyleyince tüm sorunlar ortadan kalkmış. İki kardeş böğürtlenleri yüklenmişler, değişen lastikleri ile şehre gelmişler ve biraz gecikmeli de olsa her gün olduğu gibi mamüllerini sahiplerine teslim etmişler. Gönül rahatlığı ile evlerine doğru yol almışlar. Günün sonunda Tom amca çok mutlu olmuş ve Doli ile Tiki' ye çok teşekkür etmiş. Bir kez daha aynı şeyi yaşamamak için bahçesini çitlerle çevirmiş.